butt in - Türkçe İngilizce Sözlük

butt in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"butt in" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 14 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
butt in f. karışmak (birisine)
Tom doesn't want Mary butting in.
Tom Mary'nin karışmasını istemiyor.

More Sentences
butt in f. araya girmek
I don't want to butt in all the time when the two of them are fighting.
İkisi kavga ederken her zaman araya girmek istemiyorum.

More Sentences
butt in f. burnunu sokmak
Why do you always butt in?
Neden hep burnunu sokuyorsun?

More Sentences
Argo
butt in f. burnunu sokmak
Why do you always butt in?
Neden hep burnunu sokuyorsun?

More Sentences
Genel
butt in f. bir konuşmayı ya da eylemi bölmek
butt in f. karışmak
butt in f. lafı kesmek
butt in f. sözü kesmek
butt in f. (konuşmada) araya girmek
Konuşma Dili
butt in f. müdahale etmek
Deyim
butt in f. kaş yapayım derken göz çıkarmak
Argo
butt in f. bir konuşmaya müdahale etmek
butt in f. maydanoz olmak
butt in f. salça olmak

"butt in" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
butt in on f. karışmak
butt in on f. burnunu sokmak
Öbek Fiiller
butt in (on someone or something) f. (birini/bir şeyi) yarıda kesmek
butt in (on someone or something) f. (birine/bir şeye) burnunu sokmak
butt in (on someone or something) f. (birinin/bir şeyin) lafını kesmek
butt in (on someone or something) f. (birine/bir şeye) maydanoz /salça olmak
butt in (on someone or something) f. (birini/bir şeyi) bölmek
butt in (on someone or something) f. (birilerinin/bir şeyin) arasına girmek
Atasözü
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda her yere yetişemezsin
you can't sit in two chairs with one butt ikisinden birini seçmesi gerek
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda bir çok işi yapamazsın
you can't sit in two chairs with one butt iki şey aynı anda yapılamaz
Deyim
have as much chance as a one-legged man in a butt kicking contest f. hiç şansı olmamak
can't find one's butt with both hands in broad daylight expr. iki eliyle bir işi beceremeyen
can't find one's butt with both hands in broad daylight expr. son derece aptal veya beceriksiz
Argo
a pain in the butt i. baş belası
be a pain in the butt i. baş belası olmak
a kick in the butt i. cesaret verici destek
a kick in the butt i. cesaret verme
kick in the butt i. kurbanı arkadan tekmeleyerek cezalandırma
pain-in-the-butt i. gıcık
pain-in-the-butt i. sinir bozucu
pain-in-the-butt i. başa bela
pain-in-the-butt i. can sıkıcı
pain-in-the-butt i. baş belası
be a pain in the butt f. bela olmak
be busier than a one-legged man in a butt-kicking contest f. çok meşgul/yoğun olmak
be busier than a one-legged man in a butt-kicking contest f. başını kaşıyacak vakti olmamak
get your butt in here! expr. hemen buraya gel!